Pazartesi, Ağustos 31, 2009

Aklımın Abazalıkları - Part 1 (İnanç) ve Sedef hastalığının Çözümü

(not: noktalama işaretlerini kullanmadığı için güzel bir sıva olucaktır bakıp anlamaya çalışmayın direk ha olmuş diyip geçin)

Bir kaç gündür artık yüzümün suyu iyice buharlaşmış olucakki yara olmaya başlamıştı anladım ki yine ne aşırı klorlu su nede domuz yağından yapılan sabunlar direk olarak güneşten oluyordu.
Eski inanışlarda güneş hayatın temel yapı taşı sıcaklık herşeyden koruyan anlamında resmedilen bir figür olduğu için küçüklüktten daha banada aynı şeyler aşılandı , yaşım ilerleyip büyüdükçe vucudumun dengesinin kaydığını fark ettim özelikle cildim bir komodo ejderhası gibi sedef hastalığına yakalandıkça ulan mk neden oluyo bu şimdi diye giden sorularımın cevabını ilk doktorda aldım tamamiyle stress ve karamsarlıktan dolayı oluşuyorlar bir kaç sene içerisinde ultraviole ışınlarının yardımı ile lazer tedavisinde iyleşebilirsin o zamana kadar bol bol güneşte kal diyen doktoru şimdi burada ta amına koyım seni doktor yapanı sikiyim orosbu evladı demek müstehaktır.
Yaşım ilerleyip büyüdükçe deniz kıyılarında bol bol karaya vurmuş deniz analarıyla boylum boya uzanmış kafamın üzerinden geçen amcıkları seyrederken bir yandanda iyleşmeyi umud eder aynı zamandada sıcaktan dolayı beyin amcıklaması geçirirdim zaten bizim büyükçekmecenin denizi ancak bok çözeltisi olarak kullanıldığı için milyonların vitaminini üzerimde güneşte kurutmaktan ve emmekten pek bir mutlu değildim o vakitler. ama doktor işte dinleyelim bi sik bildiği vardır diye senelerce bu tedaviyi uyguladım. O vakitler yine sürekli olarak ayçiçeği gibi güneşe dönük yaşadığım için gözlerimdede bir bozukluk olmaya başlamıştı ama bu gün bile güneşin neye benzediğini çok net hatırlayabiliyorum :D Güneş bir aralar o kadar güzeldiki tam ortasına bakınca hipnoz ediyordu yada şöyle demeliyim tam ortasına saatlerce baka baka hem kör olmuş hemde mal olmuştum tezgaha yeni atılmış palamut balıkları ile aynı kaderi yaşıyordum o seneler sahilde.
Fakat zaman geçti her geçen gün hastalığım dahada ilerliyordu artık sadece kollarımda değil götümde ve başımdada oluşmaya başladılar yaşayanlar bilirler tedavisinide yazacağım üzülmeyin çoğu insan hala balıklı göle gidip amelelerin uydurduğu balıklar onları yiyo bişeycik olmuyo sonrada yan tarafta 500 kişinin girdiği mineralli suda bi abdest alıyosunuz bişeycik kalmıyo dedikleri tedaviyi deneyenler vardır aranızda işe yaramamıştır biliyorum ben size sonucu söyliycem.
Kış geldiği vakit ahh artık güneş yok şimdi tam bir komodo ejderhası olup etrafta ceset kokan pislikleri sindirmeye başlarım korkunç eve kapanmalıyım dedim ve eve kapandım ( zaten o dönem ilk kez aşık olduğum kız beni terk etmişti doğal olarak hormonlarımın biri bize ne oluyo lan derken biri yok bişey iyi oluyo hak ettin diyorduki her gencin senede bir kez yaşadığı tırtıl kozası sendromunu bende o sene yaşamıştım) aradan 1 sene geçti kışın bitmesiyle uyku kokan odamdan çıkıp ilk bahara merhaba diyip yine yaz geldi derken vucudumda türlü değişiklikler olduğunu fark ettim ışığın faydaları :D hastalığım tamamen geçmişti nerdeyse bitmek üzereydi kapalı hava souk yağmurlu hava ve kışın insanların bunalıma girip beni sinir etmekten vaz geçmeleri kesinlikle benim için tedavi olmuştu yazın gözlerimi kaybettiğim ve gözlüğe geçmişken kışın hiç gözlük kullanmama rağmen hiç bir baş ağrısı çekmemiştim gerçek bir mutluluk anladımkı kış koruyan kurtaran seven ve besleyendi.
Yaz 'ın gelmesi ile herşey yeniden geri oluşmaya başladı fakat bu defa neyin zararlı olduğunu bildiğimden gölgede duvara yapışık götüm götüm yürümeye başlamıştım yazın ortasında botla gezen metalcilerle yaşadığım yeri iskandinav ülkesi gibi gören hasta zihniyetle aynı potada eridiğim yıllar o zamanlardı bir fark vardı ben sağlık için yürüyordum o gölgede onlar ise pişik ve ayaklarında mantar çıkmasın diye yürüyorlardı bir süre bundan mutluydum sonuçta hamam böcekleri hamam böcekleriydi durum böyle güzel giderken küçük fikirler halinde tanrım kafamda figürlenmeye başlamıştı doğum günlerimde durup tarlada küçük tarla fareleri ve kırmızı küçük akrepler ile koyun koyuna yatıp gök yüzünü seyrederken rüzgarın benim için bir peygamber bulutların ise rabbimin siki taşağa olduğuna kesinlikle kanaat getirdim doğa her zamanki gibi beni sevmişti tesadüf eseri şehir yaşamında senelerce bunu fark etmeyip rabbimin bir işi demekten uzak naturalist hayatımda böyle başlamış oldu şimdilerde kardan kendi totemlerimi yapıp yağmur suyuyla iftarımı açıp rüzgarın götürdüğü yönde zikir çekiyorum şükür olsun yağdıran rabbim gök yüzüne şükürler olsun kışa ( not sedef hastalığı ultra viyole ışınları ile kesinlikle iyleşmemektedir aksine onları besler ve daha çok üremelerine sebebiyet verir etkili olarak koca karı melhemi hiç inanmazdım ama evet gerçekten koca karı melhemi ısırgan otu ve çeşitli bir kaç ot ile çay yapılıp içilmesi ek olarak bazı bitkilerden yapılan bir şurubunda tadı iğrençtir her gün günde 1 ölçek tüketilmesi gerekir sonuç kesinlikle ve kalıcı olarak işe yaradığı yönündedir test edilip onaylanmıştır ayrıntılı bilgi için (http://www.bitkievi.com/index.php/sedef) Linkini ziyaret etmeniz öneriril ) (ekstra not: ayrıca erken boşalma sorunu çeken mertin arkadaşı fırat dostumuz içinde :D bu link şiddetle tavsiye edilebilir patlamadan slowly slowly saatlerin tadını çıkarmak dileği ile http://www.bitkievi.com/index.php/erken-bosalma-bitkisel-tedavi) ^_^

1 yorum:

  1. part 2 ve nicelerinide bekliyoruz ivi... yazmalısın yazmalıyız yazmalııı.. rabbim aklının ultraviole ışınlarına zeval vermesin !! ;D

    YanıtlaSil